29 Mart 2015 Pazar
TAM BAĞIMSIZLIK KAVRAMI VE BİLİNCİ - Prof.Dr. Cihan DURA
Atatürk halkçı bir liderdi, halkını aydınlatmayı görev bilirdi. 19 yıl süren önderliği sırasında halkla beraber olmaya büyük özen göstermiş, birçok konuda onu bilgilendirmeye, bilinçlendirmeye çalışmıştır. İşte, bu konulardan biri de "tam bağımsızlık kavramı ve bilinci" olmuştur.
Dinliyoruz ebedî önderimizi:
TAM BAĞIMSIZLIK KAVRAMI
1.- Millî Ülkü… Nedir Millî Ülkü? Milletimizi yaşatmaktır Millî Ülkü. Ancak tam bağımsız olarak yaşatmaktır! Türk ulusunu yaşatmak, Türk ulusunun bağımsızlığını korumak, birinci görevidir bir Atatürkçü’nün!... Kayıtsız şartsız tam bağımsızlık, ulusal egemenlikle birlikte, devletimizin iki temel taşından biridir.
2.- Ey bir adı da Mustafa Kemal olan! Bir varoluş sorunudur ulusal bağımsızlık. Türkiye Cumhuriyeti devletini yaşatmak ve bağımsızlığını korumak Milli Hedef’indir senin. Daima bu hedefi düşün, bilinçlen, bu hedefle yaşa, kilitlen ona. De ki: Devletimin ve milletimin bağımsızlığı kutsaldır. Dokunulmaz olacaktır, sonsuza kadar güvende olacaktır.
3.-Milletçe kesin olarak savunulması gerekli olan haklar özellikle iki noktada önem kazanır: Birincisi devlet ve milletin kesin olarak tam bağımsızlığı… İkincisi de vatanın asli bileşiminde çoğunluğun, azınlıklara feda edilmemesidir.
4.- Ey Atatürkçü! Tam bağımsızlık nedir, milletimizin tam bağımsız olması ne demektir, bilir misin? Tam bağımsızlık demek Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik ve kültür alanlarında, bunlara benzer bütün alanlarda tam serbest olması demektir. Bütün bu alanlarda yalnız kendi çıkarlarını gözeterek, yalnız kendisinin, özgürce karar alması demektir. Devletimizin başka bir devletin veya herhangi bir uluslararası kuruluşun kesin etkisi ya da vesayeti altında olmaması demektir. Ne manda ve himaye vardır, ne azınlıklara imtiyaz... Devletimiz ve milletimiz içte ve dışta tam anlamıyla bağımsızdır. Tek bir istisna bile getirilemez bu koşullara.
5.- Bu noktada, adlî bağımsızlığın önemini ayrıca vurgulamak isterim. Tam bağımsızlık elbette adlî bağımsızlığı da kapsar. Adalet dağıtımı görevi her bağımsız devletin vazgeçilmez bir hakkıdır, kimse karışamaz ona. Milletlerin yargı hakkı bağımsızlığın birinci koşuludur. Adalet kuvveti bağımsız olmayan bir milletin, devlet olarak varlığından söz edilemez.
6.- Bağımsızlıktan yoksun bir devlet!… Nasıl olur bağımsızlığından yoksun bir devlet, nasıl ayırt edersin onu bağımsız bir devletten? Bir devlet düşün ki, kendi uyruğuna koyduğu bir vergiyi yabancılara koyamaz; gümrük işlemlerini, resimlerini ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına göre düzenlemesi engellenmiştir; bir devlet ki, bunların da ötesinde yabancılar üzerinde yargı yetkisini uygulamaktan men edilmiştir; işte böyledir bağımsızlığından yoksun olan bir devlet!…
7.- Örnek mi istiyorsun? Osmanlı Devleti…, evet ne yazık ki Osmanlı Devleti!... Osmanlı’da devletin ve milletin yaşamına yapılan müdahaleler bu saydıklarımdan da ibaret değildi, daha fazla idi. Doğrudan doğruya milletin yaşamsal ihtiyaçlarından olan, örneğin demiryolu yapmak için, fabrika yapmak için devlet serbest değildi; mutlaka dış müdahale vardı. Bu şekilde hayatını teminden menettirilen bir devlet bağımsız olabilir mi hiç? Gerçekte Osmanlı Devleti bağımsızlığını çoktan kaybetmişti. Osmanlı ülkesi yabancıların serbest bir sömürgesinden başka bir şey değildi; Osmanlı içindeki Türk milleti de tamamen tutsak durumuna getirilmişti. Bu sonuç milletin kendi iradesine ve kendi egemenliğine sahip bulunamamasından, bu irade ve egemenliğin şunun bunun elinde kullanılagelmiş olmasından kaynaklanıyordu.
8.-Ben bu haksızlığa karşı çıktım. Milletimin başına geçerek İstiklal Savaşımızı başlattım. Milletimin gasp edilmiş haklarını geri aldım. Ülkemi tam bağımsız kıldım, öyle de teslim ettim benden sonrakilere. Ne var ki onlar işin önemini anlamadılar, bilmediler bağımsızlığın paha biçilmez değerini. Emperyalist ülkelerle kurdukları ilişkilerle, bağımsızlığımızı zedelediler, yozlaştırdılar. Bugün bakıyorum, Osmanlı’nın durumundan pek fazla farkımız yok. Dolayısıyla bugünkü Türkiye de örnek verilebilir tam bağımsız olmayan bir devlete.
9.- Ey Atatürkçü! Bir anne, yavrusu üzerinde nasıl titrerse, sen de öyle titre tam bağımsızlığımız üzerinde. En başta gelen bir görevin bil bunu. Görevini en iyi şekilde yerine getirmek için de Tam Bağımsızlık İlkesi’ni çok iyi öğren, bütün yönleriyle, siyaset, maliye, iktisat, adalet ve diğer yönleriyle. Hiçbir istisnası olmadığını zihnine kazı, bu koşulu asla çıkarma aklından.
10- Ey benim mânevî mirasçım! Bil ki Millî Hedef’in ruhudur tam bağımsızlık, üzerine aldığın görevin özüdür. O bir ölüm kalım sorunudur, Türk ulusunun varlığını sürdürmesinin temel koşuludur. Tarihe karşı yüklendin bu görevi, bütün ulusa karşı yüklendin, asla unutma sorumluluğunu!
11.- Ancak şunu da aklından çıkarma: Tam bağımsızlık millet olarak içe kapanma anlamına gelmez kesinlikle. Türk milletinin ve ülkemizin çıkarları gerektirdiğinde, diğer devletlerle dostluk, ekonomi ve siyaset,… ilişkileri kurulabilir; bu ilişkilere saygılı ol, katkıda bulun.
12.- Kim ki tam bağımsızlık hedefini hayatının ekseni yapar, o kişi ödülünü alır; o kişi büyür, yücelir, benim katıma yükselir. Şu sözler bana ait değil midir: Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve atalarımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir insanım. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı olarak kalmalıyım. Çünkü milletimde şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi, mutlaka onun özgür ve bağımsız olmasıyla mümkündür. Ben şahsen bu saydığım niteliklere çok önem veririm. Bu niteliklerin kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için, milletimin de aynı nitelikleri taşımasını koşul bilirim.
13.- Zihnine kazı, bir tohum gibi yüreğine ek, sık sık tekrarla bu sözlerimi; her gün, her sabah, her akşam yeniden oku, sindir ruhuna. Karakterin yap, bir aşk olarak, en temel bir ilke olarak kutsal bir yemine çevir onu, bütünleş bu yeminle: “Durum ve koşullar ne olursa olsun, yaşamak için, haysiyet, şerefim ve namusumla yaşamak için, görevim Türk bağımsızlığını ve Cumhuriyet’ini korumaktır. Türk milletinin tam bağımsızlığı için çalışacak, kafa yorup iş yapacak, mücadele edecek, bu yolda gerekirse canımı vereceğim.” Her şeyin olsun, varlığın olsun, damarlarında akan kanın, ciğerlerinde dolaşan soluğun, şerefin, haysiyetin, namusun olsun bu yemin; onunla kalk, onunla yat, onunla yaşa. Ve şöyle bitir yeminini: Ya istiklal ya ölüm!
TAM BAĞIMSIZLIK BİLİNCİ
1.-Tam bağımsızlık için temel bir koşul milletimizin kendi iradesine, kendi egemenliğine sahip çıkmasıdır. Bu irade ve egemenlik şunun bunun eline, değersiz insanların, işbirlikçi bedhahların eline bırakılmamalıdır.
2.- Öyleyse milletimizin kendi iradesine ve egemenliğine tam olarak sahip çıkmasını sağlamak da başta gelen görevlerindendir senin. Bugün milletimiz bu sahipliğin bilincinde midir tam olarak? Yoksa o da mı ihmal edildi diğerleri gibi? Bu bilinç nasıl kökleştirilir, sahiplenme, bu irade ve egemenliğini sahiplenme bilinci? Daha da önemlisi nasıl kurumlaştırılır o? Dert edinmelisin kendine bu can alıcı sorunu, üzerinde kafa yormalısın; araştırmalı, çözüm bulmalısın. Çevreni, yurttaşlarını bilinçlendirmelisin.
3.-Süngü, kuvvet, şeref ve haysiyetin savunamadığı sınırlar, başka hiçbir prensiple savunulamaz. Bağımsızlık için onur duygusu ve kuvvet gerekir. Ancak onurlu ve güçlü olan bağımsız olur.
4.- Milletin ruhu da önemlidir, milletin azmi de önemlidir tam bağımsızlık için. Bir ülke zapt edilebilir, bir ülke işgal edilebilir. Ancak o ülkenin sahiplerine boyun eğdirmek için yeterli midir bu? Elbette hayır! Bir milletin ruhu zapt olunmadıkça, azim ve iradesi kırılmadıkça o millete hâkim olmanın imkânı yoktur. Yüzyılların meydana getirdiği bir millî ruha, sağlam ve temelli bir milli iradeye hiçbir kuvvet karşı koyamaz.
5.- Bu ruhun, bu kararlılığın başta gelen bir örneğini Türk milleti vermiştir. Yurdumuz Avrupalı sömürgecilerin işgaline uğrayınca baş eğmemiş, direnmiş, mücadele etmiştir. Tam bağımsızlığı için, kayıtsız şartsız egemenliği için! Zaferle çıkmıştır başlattığı Milli Mücadele’den, tam bağımsızlığını alarak, kayıtsız koşulsuz egemenliğini alarak çıkmıştır.
6.-Ey bu satırları yüreğiyle okuyan! Ahlakın yüksektir senin. Kendini düşündüğün kadar, hatta daha da fazla milletini düşünmelisin. Ve her zaman düşünmelisin! Öyle işler ortaya koy ki o sayede milletimizin ruhu, milletimizin azim ve iradesi daha da sağlamlaşsın. Hele Millî Mücadelemiz… Onu hiç unutma, unutturma. İyi öğren, safha safha, gün gün, her yönüyle öğren, öğret. Çok fayda sağlayacaktır bu bilgi sana. Neler pahasına kazandığımızı öğreneceksin tam bağımsızlığımızı. Değerini bilecek, canın pahasına koruyacaksın onu. Arkadaşlarına, halkına da aşılayacaksın bu bilinci. Benden sonra gelen yöneticiler ne yazık ki, görevlerini yapmadılar. Ülkemiz onulmaz zararlar gördü bundan, sen onlar gibi olma.
7. - Milletimizin özgürlüğü ve bağımsızlığı, ortaya koyduğu ve koyacağı uygar eserlere de bağlıdır. Uygar eser meydana getirme yeteneğinden yoksun bir millet, özgürlük ve bağımsızlığından da yoksun kalmaya mahkûmdur. Öyleyse Ey Kemalist, bir görevin de şudur senin: Türk milletinin medenî eser meydana getirme yeteneğini araştır, ortaya koy, öğret; bu yeteneğin korunmasına ve geliştirilmesine katkıda bulun. Milletimizin sahip olduğu medenî eserleri araştır, ortaya çıkar, koru, incele; halkına ve dünyaya tanıt onları. Yeni uygar eserler meydana getirmesi için kafa yor, iş yap, herkesi çağır bu göreve.
8.- Türk milleti bağımsızlığını bilir, onun değerini de bilir. Düşmanlarımızın düşündüğü gibi ne hukukuna yabancıdır o, ne bağımsızlığına. Aramızdaki cahil ve gafillerin, hainlerin kabul ve ifade etmek istedikleri şekilde de değildir. Tam tersine büyük bir aşk ile, aşk bağı ile, vicdan bağı ile bağımsızlığına ve onuruna bağlıdır. Türk milleti boyunduruk kabul etmeyen, tutsak olmamış bir millettir. Yüzyıllardır özgür ve bağımsız yaşamış, bağımsızlığı hayatın bir gereği saymış kahraman bir millettir. Bağımsız olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.
9.-Dedim ki “benim milletim bağımsızlığını bilir, onsuz düşünemez kendini”. Ancak şu da var ki, kimi yurttaşlarımız bilmeyebilir, yanlış bilebilir. Öyleyse bir görevin de şudur senin: Bağımsızlık olgusunu çok iyi öğren, onunla bütünleş, onu yaşa. Bilmeyenlere anlatmayı, aşılamayı kutsal bir görev bil kendine. Onlar da başkalarını aydınlatsın. Öyle ki kimse kalmasın bilmeyen. Bu senin, hepinizin, bütün Kemalistlerin ilk görevleri arasındadır. Anneler, babalar, kardeşler, öğretmenler! Daha çocukken kulaklarına fısıldayın bağımsızlık bilincini, Türk gençlerinin. Yetişkinlere de söyleyin, daha fazlasını anlatın. Dersler verin, konuşmalar yapın, yazılar yazın, bir araya gelip sohbetler yapın.
10.- Bağımsızlık ve özgürlüğün gerçek mahiyetini, ne olduğunu, yüksek değerini vicdanında idrak etmiş milletler için esas ve yaşamsal prensip nedir bilir misin? Bağımsızlık ve özgürlüklerinin çiğnenmesine, kayda bağlanmasına asla göz yummamaktır, her ne pahasına ve her ne karşılığında olursa olsun! Bağımsızlık ve özgürlüklerini bütün anlamıyla dokunulmaz bulundurmaktır. Bunun için gerekirse son bireyinin son damla kanını akıtarak, insanlık tarihini şanlı bir örnekle süslemektir. Yalnız bu prensip uğrunda her türlü fedakârlığı her an yapmayahazır ve buna kadir olan millettir ki, bütün insanlığın saygı ve takdirine layık bir toplum olarak kabul edilir.
11.- Ey halkına hizmet için çırpınan! Böyle sesleniyor bize Atatürk ve yapmamız gerekenleri şöyle hatırlatıyor: Bağımsızlığı ve özgürlüğü en doğal bir ihtiyaç olarak göreceğiz. Çok yüksektir bağımsızlık ve özgürlüğün değeri, bunun bilincinde olacağız. Ancak bilme başka, bilinçlenme başka, iyi ayırt edeceğiz. Her özveriyi göze alacağız bağımsızlığımız için. İşte ancak o zaman insan gibi yaşarız, insan olarak saygı görürüz. Elbette bütün yurttaşlarımız için de isteyeceğiz bu kazanımları, milletimiz için de isteyeceğiz. Ne yazık ki bağımsızlık bilincimizin güçlenmesi engellendi Atatürk’ten sonra. Bunu telafi için bütün gücümüzle çalışacağız.
12.- Bizden öncekilerin işledikleri hatalar yüzünden milletimiz, sözde bağımsızdı, gerçekte ise bağımlı bulunuyordu. Türkiye’yi uygar dünyada kusurlu gösteren ne düşünülebilirse, hepsi bu hatadan ve hep bu hatanın ardı sıra gitmekten kaynaklanıyordu. Bu hatada ısrarın sonucu, ülke ve milletin bütün onurundan ve bütün yaşama yeteneğinden yoksun kalıp uzaklaşması demektir. Biz yaşamak isteyen, onur ve şerefiyle yaşamak isteyen bir milletiz. Bir hatada ısrar yüzünden bunlardan yoksun kalmaya katlanamayız.
13.- Bağımsızlık…, elbette bağımsızlık! Ancak gerçek bağımsızlık! Su gibi gerekli o, hava gibi gerekli! Onsuz yaşamak düşünülemez bile! Böyle olmalı hepimizin bağımsızlık bilinci! Tek bir adım gerilemek yok bu hedeften, zerre kadar ödün vermek de. Aksi halde ne onur kalır, ne yaşama hakkı! Ne senin, ne yurttaşların, ne milletin... Bedeli böylesine ağırdır bunun.
Cihan Dura
29.9.2014
ATATÜRK ANLATIYOR: TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ - Prof.Dr. Cihan DURA
İki Mustafa Kemal vardır:
Biri ben, et ve kemikten…, diğeri sizler, ölümsüz olan.
M. K. Atatürk
1- Bir temel prensibim vardır benim, her zaman geçerli olan: Milliyetler prensibi!... Bu prensip bir milletin diğer milletlere nispetle bir karakter, doğal ya da kazanılmış kendine özgü bir karakter sahibi olmasıdır. Diğer milletlerden farklı bir varlık oluşturmasıdır; çoğunlukla onlardan ayrı, ancak onlara paralel olarak gelişmeye çalışmasıdır. Bu prensibe göre her birey ve her millet kendi hakkında iyi niyet bekleme, topraklarına kayıtsız sahip çıkmayı talep etme hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasını yasaklayan veya sınırlayan engelleri ortadan kaldırmak hak ve özgürlüğüne sahiptir.
2- Milliyet sorunu bireysel ve ortak özgürlük sorunudur. Milliyetler prensibi bize hangi milletlerin özgür, hangilerinin özgürlükten yoksun olduklarını, yani millet adını taşımaya hangilerinin layık olduklarını gösterir.
3- Milliyet teorisini, millet idealini yok etmeye çalışan görüşler ileri sürülmüştür. Ancak bunlardan hiçbirinin uygulanması mümkün olamamıştır. Çünkü tarih, olaylar ve gözlemler; insanlar ve milletler arasında, milliyetin daima hâkim ve belirleyici olduğunu göstermiştir. Milliyet prensibi aleyhindeki büyük çapta fiilî girişimlere rağmen, milliyet duygusunun öldürülemediği ve kuvvetle yaşadığı görülmektedir.
4– Bize gelince, biz doğrudan doğruya milliyetçiyiz, Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyet’imizin dayanağı Türk topluluğudur. Bu topluluğun bireyleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa o topluluğa dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. Türkiye Türklerindir, milliyetçilerin ilkesi kısaca budur.
5- Türk Devleti milliyetçidir. Türkiye milliyetçi bir cumhuriyettir. Biz ne bolşeviğiz, ne komünist, ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü biz milliyetçiyiz, dinimize saygılıyız. Milli ülküye sadığız. Türk milliyetçiliği Türk toplumunun özel karakterini ve başlı başına bağımsız kimliğini korumak, saklı tutmak demektir. Ancak aynı zamanda ilerleme ve gelişme yolunda, uluslararası ilişkilerde, bütün çağdaş uluslara paralel olarak, onlarla uyum içinde yürümek demektir.
6- Benim ulusçuluğumun amacı, bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar arasında bir dayanışma duygusu yaratmaktır, bir “biz” duygusu yaratmaktır. Yirmiyi aşkın etnik kökenden gelen insanlardan çağdaş bir toplum yaratmaktır; ırkına, diline, inancına bakılmaksızın… Yurdunu ve üzerinde yaşayanları sevmeye dayalı, bin yıllık beraberliğin yarattığı ortak değerlere dayalı bir ulus yaratmaktır. Milliyetçilik aynı topraklar üzerinde benzer koşulları paylaşan insanların, dışa karşı korunma ve dayanışma gereksinmelerini karşılayan bir ideolojidir. Buna kısaca uluslaşma denir. Aşiret düzenini aşmak; etnik, yöresel, inançsal ayrımların ötesine geçmek demektir. Aynı topraklar üzerinde yaşayan insanlar arasında bir paylaşma duygusunun, bir “biz” duygusunun doğması demektir.
7– Benim milliyetçiliğim sınır ötesi bir hedef gözetmez, ırkçı değildir, çoğulcu bir milliyetçiliktir. Irk, din, dil, mezhep,… bakımından herhangi bir ayrılık gözetmez, kaynaştırıcı ve birleştirici bir milliyetçiliktir. Yurtta ve dünyada barışı özenle gözeten, asla saldırgan olmayan, ulusu olmayacak emeller ardında serüvene sürüklemeyi reddeden bir ulusçuluktur. “Dünya yurttaşları kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak biçimde eğitilmelidir” dediği için, bugünün UNESCO düşüncesine öncülük etmiş olan, insansever bir ulusçuluktur.
8- Türk milleti millî duyguyu dinî duyguyla değil, insanî duyguyla yan yana düşünmekten zevk alır. Vicdanında, millî duygunun yanı sıra insanî duygunun şerefli yerini de muhafaza etmekten övünç duyar. Çünkü Türk milleti bilir ki bugün uygarlığın yolunda bağımsız ve ancak kendilerine paralel yürüdüğü bütün uygar milletlerle karşılıklı insanî ve uygar ilişkiler, gelişmemizi sürdürmek için elbette lazımdır. Ve yine Türk milleti her uygar millet gibi geçmişin bütün devirlerinde keşifleriyle, ihtiralarıyla, uygarlık âlemine hizmet etmiş insanların, milletlerin değerini takdir eder, hatıralarını saygıyla saklar. Türk milleti insanlık âleminin samimî bir ailesidir.
9- Ben bir ulus-devlet olarak kurdum Türkiye’yi, hep ulus devleti savundum. Ancak bu elbette kapıları dışarıya kapatmak anlamına gelmez. Devletimizi kurarken, birçok bölgesel işbirliği ve dayanışma girişimlerinin öncülüğünü ben yaptım, “Tam bağımsızlık” ilkesinin savunucusu olan ben!...
10- Biz başka toplumların deneyimlerinden yararlanmaktan yanayız; ancak “taklit”e karşıyız. “Biz kendimiz olmalıyız” düşüncesini savunuruz.
11– Benim milliyetçilik anlayışım bir ''kültür milliyetçiliği''dir. Başlıca özellikleri, ''mistik'' değil gerçekçi, ''dogmatik'' değil ''rasyonalist'' oluşu ve ''irredentisme''e yer vermeyişidir. Öte yandan, eğitim ve öğretimin temel taşı olan laiklikle bütünleşme halinde bulunduğu için de ''din'' faktörü, bundan başka ''ırk'' faktörü benim milliyetçiliğimin dışında kalır. Benim Milliyetçiliğim bir mazlum milletler milliyetçiliğidir, dolayısıyla anti-emperyalist, anti-kolonyalisttir. İnsancıllığı temel alır, bütün ırk, dil, din farklarını reddeder.
12- Benim milliyetçilik anlayışım, ''geçmiş''e değil ''çağdaş'' olana ve ''gelecek''e dönüktür.Amacım, ulusal ile evrenseli, ulusalcılık ile insancıllığı buluşturarak, Türkiye’nin, çağdaş dünyada yerini almasıdır, ancak “kendi kimliği ile!... Hem köklerinden kopmamış, hem evrenselle bütünleşmiş bir Türkiye olarak…
13- Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı duyarız, onlara değer veririz. Bütün gereklerini tanırız milliyetlerinin. Kendi milletimizin varlığı ve mutluluğu için ne istiyorsak, onlar için de aynısını isteriz.
14- Bizim milliyetçiliğimiz bencil değildir, gururlu bir milliyetçilik değildir. Dış siyasetimizde başka ulusların hukukuna saygılıyız. Ancak hakkımızı, hayatımızı, ülkemizi, namusumuzu savunuruz, savunacağız. Milletleri yönetenler doğal olarak öncelikle kendi milletinin varlığını sürdürmek, kendi milletinin mutluluğunu gerçekleştirmek ister.
15- Benim milliyetçiliğim Müdafaai Hukuk milliyetçiliğidir. Bugün benim milliyetçiliğimi savunur görünenlerin, içtenliklerine beni inandırabilmeleri ancak iki şartla mümkündür: Bir, her şeyden önce, ülkemizde yeniden ‘ayrıcalıklar’ arayan yabancılara karşı tam bağımsızlığı gerçekten savunacaklar; iki, Ulusal Egemenlik İlkesinin işleyişini kusursuz sürdürecekler. Hakikî milliyetçi, benim gözümde milletinin bağımsızlığını, milletinin hak ve çıkarlarını savunan kimsedir.
16- Biz milliyet dâvâmızı bilinçsiz ve ölçüsüz bir dâvâ şeklinde düşünmeyiz ve savunmayız. Bizim milliyet davamız siyasî bir mücadele konusu olmadan önce, bilinçli bir ülkü sorunudur. Bilinçli ülkü demek pozitif bilimlere, bilimsel yöntemlere dayandırılmış bir ülkü, bir hedef demektir. O halde propagandalarımızda bilimsel yöntemleri kullanırız. Hareketlerimizin imkân sınırlarını ve önceliklerini mutlaka hesaba katarız.
17- 1923’ün ilk ayları… Büyük zaferin coşkusu içindeyiz. Ancak biliyordum ki bu bir son değildi, her şey yeni başlıyordu. Yapılacak çok işimiz vardı çünkü. Bunları halkıma anlatmalı, halkımı aydınlatmalıydım. Açıklanacak konulardan biri de milliyetçilikti; yurttaşlarıma milliyetçiliğin ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini de anlattım. Kültür sorunu, millî karakter, millî birlik, milliyet duygusu, Türk benliği, milliyetimize düşman olanlarla mücadele gibi konuları açtım, izah etmeye çalıştım. Tarih 2 Şubat 1923, İzmir’deyim. Yurttaşlarıma hitap ediyorum:
18- Yurttaşlarım! Bizim bir kültür sorunumuz vardır. Yapacağımız işlerde başarılı olmak ve başarıları sebatla ve esenlikle yürütebilmek için kuvvetli karakter sahibi olmak zorundayız. Bizim kuvvetli karakterimiz tabii milli karakterimizdir. Daima ve daima bu milli karakterimizi yükselterek korumamız lazımdır. Belki bu ifadeden milliyetçilik çıkar. O çıkar. Ancak bunu diğer vatandaşlarımızın, yani bütün vatandaşlarımızın birbirine karşı kötü yorumlamasına yer yoktur.
19- Zira Türkiye halkı denildiği zaman biliyorsunuz ki, o yazgısını birleştirmiş olan, duygu ve din bakımından birbirine kalplerini bağlamış olan insanlardan meydana gelmiştir. Bunların içinde soy bakımından çeşitli olanlar vardır. Fakat karşı soydan olanlardan birinin diğeri üzerinde onun milliyetini mahvedecek bir davada bulunmasına gerek yoktur. Fakat her biri için ayrı ayrı olduğu gibi, Türkler için de daima sadık kalmak, milli karakterlerini yükseltmek, bütün girişimlerinde bu sağlamlığı göstermek lazımdır. Bu noktada gevşeklik büyük felaketlerin sebebi, yapıcısı olur.
20- Nitekim şimdiye kadar olmuştur. Milliyet duygusu, başlı başına bir topluma kuvvet ve sağlamlık kazandıran ve hayat yeteneğini genişleten bir niteliktir. Bunda cahil olan, bunda gafil olan insanlardan meydana gelen bir toplum, bir soy çürümeye mahkûmdur ve böyle bir toplumun içinde zaten gereği kadar sağlamlık ve kuvvet olamaz, böyle bir toplum ve böyle bir millet devlet kuramaz. Açık söyleyelim ki, Türkler bu noktadaki gafletlerinin çok cezalarını görmüştür. Bu gafletin de sebebi ve müsebbipleri, hırs ve şanını tatmin etmek için milletin egemenliğini gasp etmiş olan kimselerdir.
21- Örneğin Osman Gazi bir devlet kurmuştur, bir kurucudur. Bu bakımdan büyük bir tarihî şahsiyettir. Fakat benim gözümde soyu ve asli unsuru -ki kendisine o devleti yaptıran milleti- adeta mahvetmek için yaratılmış bir insandır. Zira her şeyi unutmuştur. Bir varlığı, kendi adı içinde boğmak istemiştir. Ve böyle Osmanlı milleti diye doğal olmayan, makul olmayan bir millet yaratmak istemiştir. Bunun sonucu ne oldu? Efendiler! Aslî unsur bu adın fedakârlığı altında gerçekten benliğini unuttu. Fakat buna karşılık aynı adın benliğini unutmadı. Belki her gün ve her gün biraz daha güçlendirdi. Gaflete sapmış olan Türkleri çiğnediler, ezdiler ve kovdular.
22- Biliyorsunuz ki Makedonya’da mücadeleler oluyordu sürekli. Türkler, Bulgarlar, Sırplar vuruşuyorduk. Niçin vuruşuyorduk? Ben o zaman bilmiyordum ve benim gibi birçokları da bilmiyordu. En çok çarpışanlar en az biliyordu. Gerçekte onlar milliyetlerini göstermeye, varlıklarını kanıtlamaya çalışıyorlardı. Biz onlara diyorduk ki: canım hepimiz Osmanlıyız, aramızda fark yoktur. Susmadıkları için tepelemeye çalışıyorduk. En sonunda onlar bizi tepelediler ve bizi kovdular.
23- Onun için vereceğimiz kültür bu noktadan olacaktır. Çocuklarımız bileceklerdir ki, milliyetimize ve onun muhafazası için lazım gelen koşullara düşman olanlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ve çocuklarımızı öyle yetiştireceğiz ki, bu mücadeleye gerçekten yetenekli olsunlar; bu mücadelenin dayandığı her türlü donanıma sahip bulunsunlar. Ve şuna kesinlikle emin olalım ki, bu şekilde donanmış olmayan toplum, bugünkü mücadeleye karşı duramaz. Eğitim ve öğretim bahsinde benim söyleyeceğim sözlerin hepsini, hepiniz söyleyebilirsiniz. Bizim burada söyleyeceğimiz sözleri, çok zamandan beri çok insanlar söylemiştir. Onun için sözden çok fiilen yapmaya girişeceğiz. Fiili girişimlerimizin sonuçlarıyla arzularımızı, amaçlarımızı ve görüşlerimizi ifade ve ispat edeceğiz.
24- Yabancı bir gazeteciye verdiğim mülakatta ise milliyetçilik anlayışımın diğer yönlerini açıkladım: Türklük temelini, bencil olmayışını, ekonomik yönü gibi… Tarih 13 Temmuz 1923’dü. Dedim ki:
25– Benim milliyetçilik fikrim, aynı soydan, dinden ve tabiattan bir halkın milliyetçiliğidir. Yüzlerce yıl boyunca Türk İmparatorluğu, Türklerin azınlıkta olduğu karmaşık bir insan yığınıydı. Daha başka sözde azınlıklarımız da vardı ve bunlar, sıkıntılarımızın büyük kısmının kaynağı olmuşlardı; bu ve eski fetih düşüncesi… Türkiye’nin gerilemesinin bir sebebi, bu ziyadesiyle zor hükümdarlık (= yönetim --) sorunu yüzünden kendisini tüketmiş olmasıydı. Eski İmparatorluk çok büyüktü ve her an başına bir bela açılmasına elverişliydi.
26– Oysa, bu eski zor, baskı, fetih ve yayılma fikri, Türkiye’de ebediyen ölmüştür. Eski İmparatorluğumuz, Osmanlıydı. Bu da, zor ve baskı demekti. Bu kelime artık sözlüğümüzden atılmıştır. Biz şimdi Türküz, sadece Türk... İşte bunun içindir ki, Woodrow Wilson’un gayet iyi ifade ettiği kendi kaderini belirleme idealine dayanan, Türklere ait bir Türkiye istiyoruz. Bu, milliyetçilik demektir ama, Avrupa’nın pek çok yerlerinde kendi kaderini belirlemeyi engelleyen bencil türden bir milliyetçilik değildir, ne de keyfî gümrük duvarları ve sınırlar demek... Bizim milliyetçiliğimiz, ticarette açık kapıyı, ekonominin yeniden canlandırılmasını, bir anavatanda şekil bulan, ülkesi üzerinde gerçek anlamda bir vatanseverliği ifade eder. Kan ve fetihle dolu bunca yıldan sonra nihayet Türkler, bir anavatana kavuşmuşlardır. Bunun sınırları belirlenmiş, dert kaynağı olan azınlıklar ayrılmıştır. İşte bu sınırların içinde yerimizi korumak ve kendi kurtuluşumuz için çalışmak, kendi evimizin efendileri olmak niyetindeyiz.
27– Avrupa’da barışı ve yeniden inşayı engellemiş olan şey nedir? Sadece şu: Bir milletin diğerine müdahalesi, daha önce bahsettiğim, haris, bencil milliyetçiliğin bir parçası... Bu, ekonominin yerine siyasetin geçmesi sonucunu doğurmuştur. Küçük hesaplı siyaset, dünyanın baş belasıdır. Bizim güçlükle kazandığımız Türk bağımsızlığını engellemeye çalışan, milliyetçiliğimizi kötüleyen, bunun doğu komşularımızı fethetme arzusunu maskeleyen bir örtüden ibaret olduğunu söyleyen, ekonomiyi yönetecek yetenekte olmadığımızı ileri süren milletler var. Bakalım, göreceğiz. Yeni Türkiye’nin ilk ve en önemli düşüncesi, siyasal değil, ekonomiktir. Biz, dünya tüketiminin olduğu gibi, üretiminin de bir parçası olmak istiyoruz.
28- Biz ne yazık ki milliyet düşüncesini uygulamada çok gecikmiş, çok ihmal göstermiş bir milletiz. Milletimiz, böyle, milliyetinden gaflette oluşunun çok acı cezalarını gördü. Osmanlı İmparatorluğu dâhilindeki türlü kavimler hep millî inançlara sarılarak, milliyet idealinin kuvvetiyle kendilerini kurtardı. Biz ne olduğumuzu, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık. Kuvvetimiz zaafa uğradığı an bizi hor gördüler, hâkir gördüler. Anladık ki kabahatimiz kendimizi unutmuş olmamızmış. Ancak bu felaketten ders almayı bildik: İhmalimizin zararlarını fazla faaliyetle, gayretle telafiye çalıştık; tarihimizi, dilimizi, kültürümüzü ortaya çıkarmaya çalıştık.
29- Sen ey Türküm diyen ve sen sevgili milletim! Dünya size saygı mı göstersin istiyorsunuz, o zaman önce siz kendi benliğinize, kendi milliyetinize saygı gösterin; duygu olarak, fikir ve eylem olarak, bütün fiil ve hareketlerinizle sahip çıkın!... Bilin ki millî benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avı olur.
30- Sevgili gençler! Millî varlığınıza düşman olanlarla sakın dost olmayın. Böylelerine karşı bir şairimizin dediği gibi “Türküm ve düşmanım sana kalsam da bir kişi” deyin. Ancak düşmanlarınıza bu hakikati ifade ettiğiniz gündür ki erişeceksiniz kurtuluşa. Kanaatinize, ülkünüze, geleceğinize yan bakanı düşman bildiğiniz gün, ulusal benliğe uzanacak her eli şiddetle kırdığınız, milletin önüne dikilecek her engeli devirdiğiniz gün erişeceksiniz gerçek kurtuluşa. Ve sizlerle, sizin gibi aydın, azimli, imanlı gençler sayesindedir ki kurtuluşa mutlaka ulaşacaktır milletimiz.
31- Bir ülkümüz vardır bizim, Milli Ülkü adını verdiğim. Milli Ülkü; milletimizin karakterini, yorulma bilmez çalışkanlığını, yaradılıştan sahip olduğu zekâsını her yola başvurarak yükseltmektir. Milletimizin bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu devamlı olarak her türlü araç ve önlemlerle geliştirmektir! Ben milletimin Millî Ülkü’ye doğru, tam bir bütünlükle yürüdüğünü gördüm ve şöyle dedim: Türk Milleti’nin büyük millet olduğunu bütün uygar dünya az zamanda bir kere daha anlayacaktır. Türk milletine çok yaraşan bu ülkü, insanlığa gerçek huzurun sağlanması yolunda, kendine düşen uygar görevi yapmakta başarılı kılacaktır onu.
32- Ve o kaçınılmaz gün geldiğinde, sevgili yurttaşlarım, bu dünyadan ayrılış saatiniz geldiğinde, Türk milletine veda ederken, çocuklarınıza, sizden sonrakilere söyleyeceğiniz son sözü hatırlayın:“Benim Türk Milletine, Türk Cumhuriyeti’ne, Türklüğün geleceğine ait ödevlerim bitmemiştir, onları siz tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz.” Yine hatırlayın ki bu söz bir bireyin değil, Türk ulusunun duygusunun ifadesidir. Her Türk bunu bir parola gibi kendisinden sonrakilere tekrar ederek son nefesini verecektir. Her Türk bireyinin son nefesi, Türk ulusunun nefesinin sönmeyeceğini, onun sonsuz olduğunu göstermelidir dünyaya. Yüksel Türk, senin için yüksekliğin sınırı yoktur. Parola budur.
Cihan Dura
18.12.2014
27 Mart 2015 Cuma
ATATÜRK VE EKONOMİ -- Metin Aydoğan
| Kuramsal Aktarım ve Metin Aydoğan |
“Ekonomi demek, herşey demektir. Yaşamak için, insanlık için ne gerekiyorsa, onların tümü demektir. Tarım demektir, ticaret demektir, çalışma demektir, herşey demektir. Hayat demek, ekonomi demektir” Mustafa Kemal Atatürk
“Ekonomi Herşeydir”
1938 Ekim Sonu... Hastalık ilerlemiş, kaçınılmaz son yakınlaşmıştı. Yerli ve yabancı hekimlerin tümü, tıbbın yapabileceği bir şeyin kalmadığını ve “Gazi”nin her an yitirilebileceğini söylemektedir. Karnında biriken su iki kez alınmış, 27 Eylül’de birinci komaya girmiştir. Sıkıntı içindedir ve güçlükle nefes almaktadır. Vasiyetini yazdırmış ve yakın çevresine, Türkiye’nin geleceğiyle ilgili öneri ve uyarılarını yapmıştır. 29 Ekim’de Cumhuriyet’in 15.yılı kutlanacak, hemen ardından, 1 Kasım’da TBMM 5.Dönem çalışmalarına başlayacaktır.
Meclis’i açış söylevini, hekimlerin yorulmama uyarısını dinlemeyerek, ağır sağlık koşulları altında, yatakta hazırlamıştır. Ekonomik kalkınma ve dış siyasetolmak üzere, iki ana konu üzerinde yoğunlaştırdığı bu söylev, Meclis aracılığıyla, Türk ulusuna yapılan bir vasiyet niteliğindedir ve şöyle başlar:“Dünya, yeni bir savaşa hazırlanıyor. Ekonomik durumumuzu geliştirmek, bunun için ekonomi planlarımızı aksatmadan yürütmek zorundayız. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı başarıyla tamamlanmak üzeredir. Planlı tarım, köy kalkınması, madencilik, sanayileşme konularındaki milli hedefler korunup geliştirilmeli; gerçeğe dayanan denk bütçe, sağlam ödeme, vergileri azaltma ve milli paranın istikrarını koruma tutumu sürdürülmelidir.”1
Ankara’ya Gitmek
Aşırı halsizlik nedeniyle güçlükle hazırladığı söylevi, Meclis’te kendisi okumak istemektedir. Hastalığın düzeyini anlamış, “Ankara’ya gidelim, ne olacaksam orada olayım”2 diyerek ve “millete son kez seslenmek için” Başkent’e gitmek istemektedir. Ankara Belediyesi, Cumhuriyet Bayramı’nda “geçit töreninin yapılacağı Hipodrom’da, Şeref Tribününe, ivedi olarak bir asansör yaptırmıştır.”3 Ancak, hekimler ve yakın çevresi bilmektedir ki, bu hazırlık yararsızdır; Ankara’ya gitmesi olası değildir. Nitekim 16 Ekim’de, ikinci ve ağır komaya girer; 19 Ekim’de komadan çıkar. Artık, ayağa kalkacak durumda değildir.4
Son Söylev
Söylevi, onun adına; “Cumhurreisimiz Atatürk’ten aldığım emir üzerine, bu yıla ait söylevini okuyorum”5 diyerek, Başbakan Celal Bayar okuyacaktır. Büyük bölümü ekonomik kalkınma sorunlarına ayrılan söylev, ölümü bekleyen ağır bir hastadan çok, sanki önünde uzun bir gelecek bulunan coşkulu bir yurtseverce yazılmış gibidir.
Söylevin Özgünlüğü
Ülkenin ekonomik kazanımlarını ayrıntılı biçimde açıklar ve halkın gönencini arttıracak önermelerde bulunularak şunları söyler: “Devletin ekonomik alandaki yapıcı ve yaptırıcı gücü, tarım işlerimizi de kapsamına almış, buna bir örnek oluşturmak üzere, tüzel kişiliği olan ‘Tarım İşletmeleri Kurumu’ kurulmuştur. Geçen yılki söylevimizde dile getirdiğimiz gibi, milli ekonominin temeli tarımdır. Bu nedenle tarımda kalkınmaya büyük önem veriyoruz. Köylere dek yapılacak programlı ve uygulamalı çalışmalar, bu amaca ulaşmayı kolaylaştıracaktır... Cumhuriyetin 15.yılı; planlı, sistemli, tarım ve köy kalkınmasının başlangıcı olmalıdır... Küçük ölçekli işletmelerin, Cumhuriyet rejiminde hak ettiği yüksek seviyeye çıkarılması gerekir. Bunun için teşvikler yapılmasını ve hazırlanmış olan teşvik tasarısının bir an önce görüşülmesini gerekli bulurum. Sermayesinin tümü devlet tarafından karşılanarak kurulan Kamu İktisadi Teşekküllerinin, teşkilat, yönetim ve denetimleriyle ilgili yasanın uygulanması için gerekli çalışmalar başlamıştır. Ülkenin değişik yerlerinde, kredi ve satış kooperatiflerinin ve birliklerin kurulmasına devam edilmiştir. Küçük esnaf ve küçük sanayi ile uğraşan kişilere, gereken krediyi sağlamak üzere, Halk Bankası ve Halk Sandıkları kurulmuştur. Meclis, Denizbank’ı kurmakla, çok isabetli bir harekette bulunmuştur. Birinci beş yıllık planımız başarıyla bitmek üzeredir. Buna ek olarak, üç yıllık bir maden işletme programı planmış ve uygulanmaya başlamıştır... Geçişe açılan büyük köprülerin, bu yıl 115’e varmış olduğunu belirtirken, bu sayının ihtiyaçla orantılı olarak, süratle çoğaltılmasını dilemekteyim... Geçen yıl Divriği’ye ulaştığını gördüğümüz demiryolunun, bu yıl Erzincan’a vardığını ve önümüzdeki yıl içinde Erzurum’a dek uzanacağını, kıvançla müjdelerim... Halkın ve çiftçinin vergi yükünü hafifletme yolunda, öteden beri güdülen ilkenin, imkan oranında uygulanmasına, bu yıl da devam edilmiştir. Vergilerde yapılan indirimlere karşın, elde edilen gelir, tahmini gelirden 29 milyon liralık fazlalık göstermiştir. Çok kıymetli ve nefis ürünlerimizden biri olan tütünün, ekim yöntemleri düzeltilmiş, ekici, ürününü işlemek ve değer fiyatıyla satmak bakımından aydınlatılıp korunmuştur. Tütünümüzü dünya pazarına daha çok tanıtarak, ihracatını üst seviyeye çıkarma yolundaki gayretler, iyi sonuçlar vermektedir. Sevgili arkadaşlarım; yüksek öğrenim yapan gençlerimizin, istediğimiz ve muhtaç olduğumuz gibi, milli bilince sahip, uygar ve kültürlü olarak yetişmesi için; İstanbul Üniversitesi’nin gelişmesi, Ankara Üniversitesi’nin tamamlanması ve Van Gölü çevresinde kurulacak Doğu Üniversitesi’nin çalışmaları hızla ve önemle devam etmektedir. Geçen yıl, denemelerinin ümit verici durumda olduğunu belirttiğim eğitmen okulları, çok iyi sonuçlar vermiş ve eğitim kadrosuna, bu yıl 1500 kişi daha katılmıştır. Önümüzdeki yıllar içinde, bunun daha da çoğalacağı kuşkusuzdur.”6
Yurt ve Halk Sevgisinin Düzeyi
1 Kasım 1938 söylevi, ülkeye adanmışlığın, halk sevgisinin ve kişisel özverinin, sıradışı bir örneğidir. Geleceğe yönelik özlem ve öneriler, hazırlayanın içinde bulunduğu koşullarla birlikte değerlendirildiğinde, yurtseverlikte erişilen düzey açıkça görülecektir.
Ölümün yakınlığı bilinip fiziki acı çekilirken, ulusu düşünmek ve geleceğe yönelik umutlu öneriler yapmak, olağan insan istencini (iradesini) aşmak demektir. Halkını ve ülkesini “ölene dek” düşünme, buna göre davranma anlayışına, 1 Kasım 1938 söylevinden daha iyi bir örnek, herhalde gösterilemez.
Ülke Nasıl Yönetilmeli
Atatürk’ün açıklamalarında; dayanağı olmayan söz vermeler, soyut amaçlar içeren ya da halka hizmete yönelmeyen sözler yoktur. Ona göre; ülkeyi yönetenler, yalnızca ulusa hizmet etmeli; ülkesinin gelişimini, halkının gönencini yükseltmeliydi. Bu yöneliş; açık, dürüst ve sonuç alıcı olmalıydı. Hangi adla yapılırsa yapılsın, halk için siyaset, soyut bir ülkü değil, sorun çözücü, elle tutulur sonuçlar getiren bir eylemdi. Ekonomiye büyük önem vermesinin nedeni buydu.
Hükümetlerin başarısını gösteren tek ölçütün, millet yararına iş başarma becerisi olduğu, bu beceriyi gösteremeyen ya da göstermeyen yöneticilerin, zaman yitirmeden değiştirilmesi gerektiği görüşündedir. 1923’te, İzmit halkıyla yaptığı söyleşide, bu görüşünü açıkça dile getirir: “Hepimiz biliyoruz ki, hükümet kurmaktan amaç, o hükümeti kuran milletin korunması, refah ve mutluluğunun sağlanmasıdır. Hangi hükümet, yönettiği milletin varlığını korumuşsa, koruyorsa ve koruyabilecekse; hangi hükümet, yönettiği milletin refah ve mutluluğunu sağlamış ve sağlayabilme yeteneği göstermişse, o hükümet, millet için iyidir... Milletin refah ve mutluluğunu sağlayamayan hükümetler, zarar vericidir, kötüdür ve değiştirilmesi gerekir.”7
Ekonomiye Verdiği Önem
Ekonomiye verdiği önem, doğrudan halkın mutluluğuna ve onu sağlayacak ulusal kalkınmaya verdiği önemdir. Toplumsal yaşamı ayakta tutan ana kaynağın, üretim olduğunu; ekonominin, eğitim ve kültür başta olmak üzere insanla ilgili her olaya yön ve biçim verdiğini söylüyordu. “Ekonomi demek, herşey demektir. Yaşamak için, insanlık için ne gerekiyorsa, onların tümü demektir. Tarım demektir, ticaret demektir, çalışma demektir, herşey demektir”8 diyor; ekonomiyi yaşamla özleştirerek “hayat demek, ekonomi demektir” diye ekliyordu.9
“İmparatorluklar kurarak, büyük savaşçılar yetiştiren” Türk ulusunun, son dönemdeki güçsüzlüğünün ekonomik nedenlere bağlı olduğunu, bilisizlik (cehalet) nedeniyle “basit ve adi iş olarak kabul edilen ekonominin”, kimi dönemlerde tümüyle savsakladığını (ihmal edildiğini) açıklıyordu. Ekonomiyi savsaklama, “sanat ve ticaretin, Türkiye’de azınlık unsurlara ve yabancılara bırakılmasına yol açtı”, bu durum kaçınılmaz olarak “bağımlılığı ve yoksullaşmayı getirdi” diyordu. Azınlıklara dayalı yabancı etkisinin yol açtığı olumsuz durum içinse şöyle söylüyordu: “Azınlık unsurlar ve yabancılar, asal unsurun (Türklerin y.n.) efendisi olmuştu. Ülkemizi, sömürge yerine koymuşlar, çıkar sağlama alanı olarak görmüşlerdi. Hem de ne sömürge! Kendi evladıyla ve kendi parasıyla yönetilen bir sömürge...”10
Birinci Sorun
Görüşlerini bıkmadan yineleyerek, Türkiye’de yeterince bilinmeyen ekonomi konusunu, gündemde tuttu; bu konuda, ulusal bilinç yaratmaya çalıştı. Genç Cumhuriyetin, güçlenip varlığını koruması için, halkın sorunlarını çözme yeteneğinin geliştirilerek, üretimin ve ulusal varsıllığın arttırılması gerektiğini söylüyordu.
Ona göre; ekonomik bağımsızlık ve ulusal üretim olmadan, büyük özveriler ve savaşlarla kan pahasına kazanılan siyasi bağımsızlık korunamayacak ve eski duruma geri dönülecektir. “Türkiye’nin önde gelen sorunu politik değil, ekonomiktir”11; “Hak ettiğimiz yere gelmemiz için, kesinlikle ekonomimize birinci derecede önem vermeliyiz”12; “bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de, en başta gelen iş, ekonomik başarıdır”13 diyordu.
“Kılıç ve Saban”
Toplumların yükselme ve gerileme nedenleri arasında, “askeri ya da toplumsal” birçok etken bulunabileceğini ancak, “milletlerin yükseliş ve gerilemesiyle ilgili” ana nedenin, doğrudan ekonomi olduğunu sürekli yineledi. Askeri gücü “kılıç”, ekonomik gücü ise “saban” diye tanımlayarak şunları söylüyordu: “Zafer aracı yalnız kılıçtan ibaret kalan bir millet, girdiği yerlerden bir gün kovulur; alçaltılır, yoksul ve perişan edilir. Perişanlık o kadar büyük ve üzücü olur ki, insanlar kendi ülkesinde bile tutsak duruma düşer. Gerçek fetihler, yalnız kılıç değil, sabanla yapılandır. Milletleri vatanlarına bağlamanın, millete istikrar sağlamanın aracı sabandır. Saban, kılıç gibi değildir. O kullanıldıkça güçlenir. Kılıç kullanan kol, çok geçmeden yorulur, saban kullanan kol, zaman geçtikçe toprağın daha çok sahibi olur. Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup olmuştur. Tarihin bütün olayları, hayattaki bütün gözlemler, bunu doğrular.”14
Ülke savunmasının dayanağı ana gücün, silahtan önce ekonomi olduğunu, bu nedenle ekonomik varlıkların dışa karşı korunmasının bir ulusal güvenlik sorunu olduğunu söyledi ve yaşamı boyunca bu söylem yönünde davrandı:“Devlet, ülkenin asayiş ve müdafaası için; yollarla, demiryollarıyla, limanlarla, deniz araçlarıyla, telgraf ve telefonla, tarım ve hayvancılıkla, her türlü taşıma araçlarıyla, ülkenin yeraltı yerüstü genel servetiyle yakından ilgilenmeli, onları korumalıdır. Saydığım bu değerler, ülke yönetiminde ve savunmasında toptan, tüfekten ve her tür silahtan daha önemlidir. Özellikle milli para, her türlü aracın üstünde, bir varlık silahıdır” diyordu.15
DİPNOTLAR
- “Devletçilik İlkesi”, Prof.Dr. Afet İnan, TTK, Ank.-1972, sf. 7 ve 162
- “Tek Adam” Ş.S.Aydemir, 3.Cilt, Remzi Kit., 8.Baskı, İst.-1983, sf. 576
- a.g.e. sf. 557
- “Kaynakçalı Atatürk Günlüğü” Prof.U.Kocatürk, İş.B.Y., Ank.-tarihsiz, sf. 395
- a.g.e. sf. 397
- “Devletçilik İlkesi” Prof.Dr.Afet İnan, TTK, Ank.-1972, sf. 161-165
- “Eskişehir-İzmit Konuşmaları” Kaynak Yay., İst.-1983, sf.191
- “Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri” Cilt III, Türk İnk.Tar.Ens.Yay., Ank.-1954, sf. 110
- “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları” Arı İnan, TTK, Ank.-1982, sf. 113
- “Eskişehir-İzmit Konuşmaları” Kaynak Yay., İst.-1983, sf.223
- “The Saturday Evening Post” Dergisi’nde Isaac F.Marcosson’un “Atatürk ile Mülakatı (20.10.1923)” (38), sf. 143
- “Ülkü Dergisi” Cilt-XII, sayı 70, Ank.-1938 (99)
- “Atatürk’ten Düşünceler” Prof.E.Ziya Karal, İş.Ban.Yay., 1969 (18), sf. 105
- “Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri” Cilt II, Türk İnk.Tar.Yay., Ank.-1952 (407), sf. 117
- “Atatürk’ün Ekonomi Politikası” Prof.Mustafa A.Aysan, Top.Dön. Yay., 6.Baskı, İst.-2000, sf. 60
25 Mart 2015 Çarşamba
Kamâlizm Prensipleri Ve Cumhuriyet Halk Partisi´nin Dördüncü Büyük Kurultay tarafindan onaylanan Programi
GIRIS
Cumhuriyet Halk Partisi´nin programina temel olan ana fikirler, Türk devriminin baslangicindan bugüne kadar yapilmis olan islerle, yalin olarak ortaya konmustur.
Bundan baska, bu fikirlerin baslicalari, 1927 yilinda Parti Kurultayi´nca da kabul olunan tüzügün genel esaslarinda ve Genel Baskanligin, ayni Kurultay´ca onanmis olan bildiriginde (bildirge) ve 1931 Kamutay (Büyük Millet Meclisi) secimi dolayisiyla cikarilan bildirikte saptanmistir.
Yalniz bir kac yil icin degil, gelecegi de kapsayan tasarlarimizin (tasavvurlarimiz) ana hatlari burada, toplu olarak yazilmistir.
Partinin güttügü bütün bu esaslar, Kamälizm prensipleridir.
BIRINCI KISIM
Esaslar: 1 - Vatan 2 - Ulus 3 - Devletin esas kurami (teskilati) 4 - Kamusal haklar
1 - Vatan; Türk ulusunun eski ve yüksek tarihi ve topraklarinin derinliklerindeki eserleri ile bugün, üstünde yasadigi, siyasal sinirlarla cevrilmis, kutsal yurttur,
Vatan hicbir bag ve sart altinda ayrilik kabul etmez bir küldür.
2 - Ulus; dil, kültür ve ülkü birligi ile birbirine bagli yurddaslardan meydana gelen siyasal ve sosyal bir bütündür.
3 - Devletin esas kurami (teskilati): Türkiye; uluscu, halkci, devletci, laik ve devrimci bir Cumhuriyet´tir.
Türk ulusunun yönetim sekli, "Kuvvet birdir" esasina dayalidir. Egemenlik birdir; ve bagsiz, sartsiz ulusundur. Egemenlik hakkini, ulus adina Kamutay (Büyük Millet Meclisi) kullanir. Törütgen (yasama) ve yürütgen (yürütme) yetkiler Kamutay´da toplanir. Kamutay Törütüm (yasama) yetkisini, dogrudan dogruya kendisi kullanir. Yürütüm yetkisini kendi arasindan sectigi Cumhurbaskani ile, onun orunlayacagi (atayacagi) Hükümete birakir.Türkiye´de hakyerleri (mahkemeler) bagimsizdir.
Parti, devlet sekillerinin en dogrusu bu olduguna kanigdir (kanidir).
4 - Kamusal Haklar
A - Yurttaslarin, ferdig ve sosyal özgenlik, esitlik, dokunulmazlik ve mülkiyet haklarini barimak (korumak), Parti´mizce baslica esaslardandir. Bu haklar, devletin varlik ve otorite siniriyla buclanmistir (sinirlanmistir). Ferdig ve hükmig sahsiyetlerin kinavi (faaliyeti), kamugasiya (kamu cikarina) aykiri olmayacaktir. Kanunlar bu esasa göre konacaktir.
B - Parti, yurttaslara hak ve ödev vermekte, kadin erkek ayirmaz
C - Saylav (milletvekili) secim kanunu yenilenecektir. Yurdumuzun genel sartlarina göre, vatandasi yakindan tanimakta oldugu ve inandigi sahislari ikinci secmen olarak ayirmakta özgür birakmayi ve saylav secimini bu yönden yapmayi demokrasi geregine en uygun buluruz.
IKINCI KISIM
Cumhuriyet Halk Partisi´nin ana vasiflari
5- Cumhuriyet Halk Partisi a- Cumhuriyetci b- Uluscu d- Halkci e- Devletci e- Laik f- Devrimcidir:
A- Parti, ulus egemenligi ülküsünü en iyi ve en saglam surette imsileyen (temsil eden) ve taplayan (uygulayan) devlet sekli Cumhuriyet olduguna kanigdir (kanidir). Parti bu sarsilmaz kanagatla, Cumhuriyet´i her tehlikeye karsi, bütün araclarla korur. (Cumhuriyetcilik ilkesi)
B- Parti, ilerleme ve genisleme yolunda ve arsiulusal (uluslararasi) degetlerde (temaslarda) ve ilgilerde (iliskilerde) Türk sosyetesinin (toplumunun), cagdas uluslarla yanyanave bir uyumda yürümekle beraber, ikinci maddede izah olundugu üzere kendine özgü iralarini (karakterlerini) ve erkin (bagimsiz) benligini korumayi esas sayar. (Ulusculuk ilkesi)
C- Irde (irade) ve egemenlik kaynagi ulustur, bu irde ve egemenligin, Devletin yurttasa ve yurttasin Devlete karsi olan ödev ve yükümlerini tamamiyla yerine getirmek icin kullanilmasi, Parti´nin baslica prensiplerindendir. Kanun disinda saltik (mutlak) bir esitlik kabul eden ve hicbir ferde, hicbir aileye, hicbir klasa (sinifa), hicbir cemaata ayrilik tanimayan yurttaslari, halktan ve halkci olarak kabul ederiz.
Türkiye Cumhuriyeti halkini ayri ayri klaslardan karsit degil, fakat ferdig ve sosyal hayat icin, is bölümü bakimindan, türlü hizmetlere ayrilmis bir sosyete (toplum) saymak esas prensiplerimizdendir; ciftciler, kücük zanaat sahipleri, esnaf ve iscilerle özgür ertik (meslek) sahipleri, endüstrieller, tecimerler (tacirler) ve isyarlar (memurlar) Türk ulusal kuraminin (teskilatinin) baslica calisma örgenleridir (organlaridir). Bunlarin her birinin calismasi, öbürünün ve kamunun hayati ve genligi (refahi) icin bir zoragdir (zorunluluktur).
Parti´mizin bu prensible amacladigi gaye, klas kavgalari yerine sosyal düzenlik ve dayanisma elde etmek ve asiglar (cikarlar) arasinda, birbirine karsit olmayacak surette, uyum kurmaktir. Asiglar, kapasite (yetenek) ve calisma derecesine göre olur. (Halkcilik ilkesi)
D - Özel kinav (faaliyet) ve calisma esas olmakla beraber, imkan oldugu kadar az zaman icinde ulusumuzu genlige ve yurdu bayindirliga eristirmek icim genel ve yüksek asiglarin (cikarlarin) gerektirdigi islerde, hele ekonomik alanda, Devleti filig surette ilgilendirmek baslica esaslarimizdandir.
Devletin ekonomi isleri ile ilgisi filig surette yapicilik oldugu kadar, özel girisimlere ön vermek ve yapilmakta olan isleri düzenlemek ve kontrol de etmektir.
Devletin, filig olarak, hangi ekonomik isleri yapacaginin belirtilmesi, ulusun genel ve yüksek asiglarina (cikarlarina) baglidir. Bu lüzum üzerine, Devletin, filig olarak, kendi yapmaya karar verdigi is, eger, özel bir girisit elinde bulunuyorsa, onun alinmasi her defasinda özgü bir kanun cikarmaya baglidir. Bu kanunda özel girisitin ugrayacagi zararin, Devlet tarafindan ödem sekli gösterilecektir.
Bu zarar oranlanirken (tahmin edilirken), gelecekteki kazanc ihtimalleri hesaba katilmaz. (Devletcilik ilkesi)
E -Parti, bütün kanunlarin, tüzüklerin ve usullerin yapilisinda ve taplanisinda (uygulanmasinda), en son ilim ve teknik esaslari ile asrin ihtiyaclarina uyulmasini prensip olarak kabul etmistir.
Din, bir vicdan isi oldugundan, Parti, dini, dünya ve devlet isleriylesiyasadan ayri tutmagi, ulusumuzun cagdas medeniyet yolunda ilerlemesi icin baslica sartlardan sayar. (Laiklik ilkesi)
F - Parti Devlet yönetiminde, tedbir bulmak icin derecel ve evrimsel prensiple kendini bagli tutmaz. Ulusumuzun sayisiz özverilerle basarmis oldugu devrimlerden dogan ve olgunlasan prensiplere bagli kalmak ve onlari korumak Parti icin esastir. (Devrimcilik ilkesi)
ÜCÜNCÜ KISIM
Ekonomi
Tarim, endüstri, magdenler, ormanlar, tecim (ticaret) ve bayindirlik isleri
6 - Ekonomide hareketli kapital önemlidir. Nomal (olagan) kapitalin tek kaynagi ulusal calisma ve tutumdur. Bunun icin calismayi arttirmak, ferd ile aile hayatinda ve devlet ve hükümein genel ve özel bütün yönetgelerinde (idarelerinde) tutum fikrini köklestirmek, Parti´nin baslica prensiplerindendir.
7 - Kredi islerine ihtiyac derecesinde önem verilecektir. Kredilerde üremi (faizi), iskontoyu ucuzlatmak ve kredi islerini kolaylastirmak hedefimizdir:
A - Parti, yurtta kredi güvenligine büyük önem verir. Borc veren kurumlar, acmis olduklari kredilere karsi, gercek ve saglam inanca (güvence) istemek sarti ile kredi ile is yapmak hevesinin hakikig isadamlarina hasrolunabilecegi kanaatindeyiz.
B - Kücük ciftcilerin ve mevsimlik kredisi Tarim Kredi Kooperatifleri´nden ve ciftlik sahiplerinin yillik kredi ihtiyaclari ipotek karsiligi saglanmalidir.
C - Ürün ve hayvanlarla, cift yarac (alet) ve makineleri karsilik tutularak kredi acilmak usulü konacaktir.
D - Yillik ciftci kredilerinin ödeme günü, ürünlerin, alici baskisi olmaksizin satilabilecegi zamandan sonraya birakilmalidir.
E - Magdenciler, endüstri ve kücük zanaat sahibleri, esnaf, kücük tecimerler (tacirler), balikci ve süngercilerinkredi ihtiyaclari karsilanacaktir.
G - Endüstri ve deniz ürünleri icin, makine ve yarac (alet) karsiligi kredi verilecektir.
H - Yurttaslari ev sahibi kilmak prensibini güden Parti´miz, bugünkü Emlak Bankasi´nin aslen dar olan kapitalini arttirmayi önemli tutmakla beraber, simdilik, Banka´nin kapitalinden yeni yapilara verilen kismin yalniz evlere hasrolunmasi fikrindedir. Banka, bu otrulardan (konutlardan) baska, mülk ve gelir yapilari icin kredi acmaz. Eskiden yapilmis olan tasitsiz mallar (tasinmaz mallar) üzerine de, otrudan baska, mülk ve gelir yapilmamak sarti ile kredi acilir. Elde bulunan kapitalin hizmeti ancak bu suretle ergemize (maksadimiza) uygun yoldan kapsallanmis (kapsanmis) olur. Öte taraftan daha ucuz ve uzun ödelli (vadeli) bir kredi fonsiye kipinin (tipinin) kurulmasini, en az zamanda gerceklestirilmek lazimgelen bir is sayariz.
8 - Tefecilige tam savasta bulunmak Parti´mizin prensiplerindendir.
9 - Sigorta isi ile önemi derecesinde ugrasacagiz.
10 - Parti´miz kooperatifciligi ana prensiplerden sayar. Kredi kooperatifleri ile toprak ürünlerinin hakikig degerinden üretmenleri (üreticileri) faydalandiracak olan satis kooperatiflerinin kurulmasina ve cogaltilmasina önem vermekteyiz. Türkiye Tarim Bankasi, Tarim Kooperatifleri´nin ana bankasidir.
11 - Tarim Bankasi´ni daha cok, ciftci ve köylü ekonomisine yararli bir hale getirmek ve onu, kanun esaslarina göre kontrol imkanini saglayacak sekilde sahiblendirmek gayemizdir.
12 - Ödeme dengesini düzeltmek ve bu yönden Türkiye´nin dis tecimini denk tutmak lüzumludur. Dis tecim uzlasmalarinda (anlasmalarinda) prensibimiz, malimizi alnin malini almaktir.
13 - Kücük ve büyük endüstri, ilk madde üretmenlerinin (üreticilerinin) asiglarina (cikarlarina) daha uygun olarak korunmalidir.
14 - Hicbir ekonomik girisim kamugasiya (kamu cikarina) oldugu kadar, ulusal ve özel bütün kinavlar (faaliyetler) arasindaki uyuma da karsit olamaz.Isverenlerle iscilerin calisma birliginde de bu uyum, esastir.
Is kanunu ile isciler ve isverenler arasindaki karsilikli ilgiler (iliskiler) düzenlenecektir. Is anlasmazliklari, uzlasma yolu ile ve buna imkan olmazsa devletin kuracagi uzlastirma araclarinin yargicligi (hakemligi) ile kotarilir.
Grev ve lokavt yasak olacaktir.
Uluscu Türk iscilerinin hayat ve haklari ile bu esaslar icinde ilgileniriz. Cikarilacak is kanunlarimiz bu esaslara uygun olacaktir.
15 - Yurdu endüstrilestirmek icin, Devletin ve özel girisimlerin meydana getirecegi kurumlar, bir ana programa uygun olacaktir. Devlet planlari, yurdu kisa bir zamanda ihtiyaci olan endüstrilerle cihazlamak gayesine göre yapilacaktir.Endüstrinin memleketin bazi köselerinde toplanmasi yerine - kurulmalari ekonomik de olmak sartiyla - genislikle yayilmasini gözönünde tutariz.
Üretmenlerle (üreticilerle) yogaltmanlar (tüketiciler) arasinda cikabilecek asig (cikar) kavgalarini önlemek icin Devlet, bütün endüstrilerde fiyat kontrol islerini düzenleyecektir. Devlet fabrikalari icin de ayrica finansal ve teknik bir kontrol düzeni konacaktir.
Kapitalinin cogu veya tamami Devletin olan endüstri kurumlarinin finansal kontrollari, tecimel (ticari) olan özlükleri geregine uygun surette düzenlenecektir. Rasyonel calismaya önem verecegiz.
Yogaltmanlarin (tüketicilerin) zararina fiyat birligi yapacak olan tröst ve kartellere izin verilmeyecektir. Rasyonellestirme ergesi (maksadi) ile yapilacak olanlar, bunun dísindadir.
16 - Memleketin gelisiminde bütün tecim kinavlari (faaliyeti) önemlidir. Nomal (olagan) calisan teknige dayanan kapital sahibleri korunacak ve kendilerine ön verilecektir.
17 - Cikat (dissatim) islerini önemli ulusal islerden ve dis tecimin düzenlenmesini en büyük ekonomi ödevlerinden sayariz. Tecimerlerin (tacirlerin) bu yoldaki kinavlarini verimli kilacagiz. Ulusal ürünlerimizin sürümünü kolaylastirmak, ünlerini barimak (korumak), cikatlarini saglamak ve standartlastirmak tedbirleri ile yakindan ilgilenecegiz. Dis tecimini her gün artan bir dikkatle, piyasalarin cesitlerine ve gereklerine uygun bir cikat piyasasi bakimindan calistirmak ve onu devlet yardimi ile kuvvetlendirmek isterz. Dis tecimi ile ugrasanlarin, islerini basarmak icin ihtiyac duyduklari bilgileri verecek örgütlerimiz olacaktir.
18 - Gereginde dis tecim transitlerinden devleti faydalandiracak olan özgür bölge kurulmasini iyi bir is sayariz.
19 - Ulusal ekonomi gereklerine uydurulmak üzere; liman, rihtim, iskele ve hamallik tarifeleri üstünde dikkatle durulacaktir.
20 - Balikciliga ve süngercilige önem verecegiz. Balikcilik endüstrisinin gelisimi icin, hem üretmenlerin (üreticilerin), hem de halkin asiglarina (cikarlarina) uygun olmayan balikhane kipinin (tipinin) düzeltilmesi lüzumludur.
21 - Konservecilige önem verecegiz.
22 - Turizmi, Türk yurdunu tanitip sevdirici ve Türkiye ekonomisine fayda verici bir konu sayariz.
23 - Ekonomik düsüncelerimizde, herhangi bakanlik ve oruna (makama) iliskin olan bütün Devlet islerinin ulusal ekonomi bakmindan, saltik (mutlak) kazancli ve faydali olmasi düsturunu genel olarak esas tutariz. Eskiden kalma kanunlarin ve usullerin zamanla, bu bakimdan düzeltilmesine önem veriyoruz.
Parti´miz, calismada ekonomi islerine bu önemi vermekle beraber, ekonomiyi, her biri ayri dönemde bulunan Devlet islerinin bir kolu tanir.
24 - Kara, hava, deniz tasimaciliginin düzenlenmesine ve gelisimine calisacagiz. Bu üc cesit tasin araclarinin yurda tam degerinde fayda verebilmesi icin isletme ve tarifelerinde birbirini tamamlayici ve birbirini kollayici bir uyum kurmayi, yurdun ekonomik ihtiyaclarindan sayariz. Devlet deniz isletmesini, genis bir programla yürütecegiz. Bu arada silepciligi de önemli görmekteyiz.
25 - Ekonomik ergelerimize (amaclarimiza) yetecek olan büyük su isi ülkümüzdür. Kücük su islerimizi basarmak ilk hedeflerimizdendir.
26 - Bayindirlik islerimiz, her subeinde pratik ve verimli bir taplama (uygulama) programina göre kovalanacaktir. Büyük gürelme (verimlenme) ve kuvvetlenme araci olan demiryollarinin yapilmasina devam edecegiz.
Limanlarimizin yapilmasi her an göz önünde tuttugumuz islerdendir.
Il sosalari üzerinde calismakla beraber, memleketi baglayan iyi ve son teknige göre yapilacak köprülere ve sosa örülerine kavusmak icin, pratik bir program taplanacaktir (uygulanacaktir). Sosa yapilarinda demiryollarini da besleyecek dikel yönetler gözetilerek ekonomik düsünceye yer verilecegi gibi, yurdun güvenlik ve savgasi (savunmasi) düsüncesine de ayrica dikkat edilecektir.
27 - Posta, telgraf, telefon ve telsiz islerini teknikce üstün ve yurd ihtiyacina uygun bir düzene getirecegiz. Sehirlerarasi telefon baglarini durmadan arttiracagiz.
28 - Toprak ürünlerimizin kemiyet ve keyfiyetce basinda gelen bugdayin fiyatini, degerinden asagi düsürmemek, gerek üretmen (üretici), gerek yogaltman (tüketici) zararina olabilecek fiyat degisimlerini önlemek icin alinan tedbirleri daha genisletmek ve esaslandirmak, göz önünde tuttugumuz konulardan biridir.
Bunun icin girisilen silo ve ambarlar isine devam edecegiz. Yurd savgasi (savunmasi) ve beklenmedik kurak tehlikeleri icin, bugday stoku bulundurmak lüzumludur.
29 - Toprak ürünlerimizle yemislerimizi cikat (dissatim) tecimi icin elverisli surette kiplestirmeye ve ic endüstriye lazim olan kemiyet ve vasifta ilk maddeler yetistirlmesine cok önem veririz. Bunun icin tohum aritimi (islahi), fidanliklar ve asi isleriyle siki bir surette ugrasacagiz.
30 - Tarim endüstrilerinin ilerlemesi bas islerimizdendir.
31 - Üretmenin (üreticinin) emegini korumak icin, hayvan ve bitki hastaliklari ile savasacagiz.
32 - Topragimizin zenginliklerini, su kuvvetlerimizi ve ormanlarimizi isletmek ve degerlendirmek, calismalarimiz arasinda baslica yer alacaktir. Bütün memleketi elektriklestirme girisimini, Türk vatanini ilerletecek konularin basinda olanlardan sayariz. Bu türlü zenginliklerimizin hakikig kiymetlerini ve derecelerini belirtmek ve saptamak icin arastirmalara devam edecegiz. Bu girisimlere kapital kaynakligi edecek bir finans kurumu meydana getirmek amacimizdir. Bu isler Parti´nin devletcilik sifatinin baslica taplama (uygulama) konularidir.
33 - Hayvan cogaltma ve yegirtimine (islahina), hayvanciliga önem verilmesine, hayvan ürünü endüstrisinin ilerlemesine calisilacaktir.
34 - Her Türk ciftcisini yeter toprak sahibi etmek, Parti´mizin ana gayelerinden biridir. Topraksiz ciftciye toprak dagitmak icin özgü istimlak kanunlari cikarmak lüzumludur.
35 - Yurdumuzun cografik durumu ve ulusumuzun sosyal varligi ve ödevi, yurttaslarin sagligi, spor, savga (savunma) ve genel ekonomi bakimlarindan, denizcilige önem verilmesini ister. Parti, bütün devlet ve ulus islerinde bunun gözönünde tutulmasi lüzumuna inanir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Finans
36 - Parti´mizce devamli ve hakikig olarak bütce denkligi fikri finansta esastir. Düzgün ödemeyi hazne icin önemli is saydigimiz kadar, yurttasin vergileri icin de ana fikir olarak aliriz.
37 - Vergi salnaklarini (matrahlarini), imkan oldugu kadar özürüt (net kazanc) ve aracli (dolayli) esaslara cevirmek hedefimiz olmakla beraber, vergi kanunlarimizi pratik ve taplama (uygulama) bakimindan özenle ve ulusumuzun ödeme kapasitesini kücümsemeyen bir düsünüsle her gün daha iyilestirme ve uygunlastirma yolundaki calismalara devam olunacaktir.
38 - Gümrük tarife ve islerini, ulusumuzun ekonomik asiglarina (cikarlarina) daha uygun sekillere koymaya calismak önedigimiz islerdendir.
39 - Kacakcilikla savasi, Türk haznesinin hakkini ve kuvvetini koruyan önemli bir konu sayariz.
40 - Tekit yönetgelerini (tekel yönetimlerini) devlet haznesi cin gelir oldugu kadar, üstünde calistiklari ürünlerimizin degerini korumak ödevlerinden dolayi, ulusal ekonomiye hizmet eden birer kurum olarak göz önünde tutariz.
BESINCI KISIM
Ulusal Egitim
41 - Ulusal egitimde esas düsturlarimiz sunlardir:
A - Egitim siyasamizda temel tasi, bilimsizligi gidermektir. Kültür isinde, her gün daha cok cocuk ve yurttas okutup yetistirecek bir program güdülecektir.
B - Kuvvetli cumhuriyetci, uluscu, halkci, devletci, laik ve devrimci yurttas yetistirmek, bütün ögretim derecelerinde yüküm ve özen noktasidir.
Türk ulusunu, Kamutay´i (Büyük Millet Meclis´ini) ve Türk devletini sayin tutmak ve tutturmak, bütün yurttaslara bir ödev olarak asilanacaktir.
C - Fikrig oldugu gibi bedenig gelismeye de önem vermek ve hele irayi (karakteri) ulusal derin tarihimizin gösterdigi yüksek derecelere cikarmak büyük gayedir.
D - Egitim ve ögretimde güdülen usul; bilgiyi, yurttasa, maddig hayatta basari elde ettiren bir cihaz haline getirmektir.
E - Egitim, her türlü urasadan (hurafeden), yad ve yabanci fikirlerden uzak, üstün, ulusal ve yurtcu olmalidir.
F - Her ögretim ve egitim kurumunda talebenin girisim kapasitesini kirmamaya, sevgenlik ve oksayisla özen göstermekle beraber, onlari hayatta kusurlu olmaktan, korumak icin, ciddig bir yasav (disiplin) ve düzene, icdem (icten) bir ahlak anlayisina alistirmak, önemli oldugu kanaatindeyiz.
G - Parti´miz, vatandaslarin, Türk´ün derin tarihini bilmesine üsnomal (olaganüstü) bir önem verir. Bu bilgi Türk´ün kapasite ve enerjisin, nefsine güven duygularini ve ulusal varliga zarar verecek bütün akimlara karsi sarsilmaz dayanimini besleyen kutsal bir evindir (cevherdir).
H - Türk dilinin ulusal, tükel (yetkin) bir dil haline gelmesi hakkindaki ciddig calismalara devam olunacaktir.
42 - Okullar hakkinda baslica fikirlerimiz:
A - Nomal (olagan)ilkögretim devri, bes yildir. Sehirlerde, köylerde, yahud köyler bölgesinde durum ve ihtiyaca göre, ilkokullar, bir program altinda arttirilacaktir. Köylerdeki okullarda saglik, yasayis ve icinde bulundugu cevre sartlari ile ilgili olan tarim ve zanaat fikirleri verilecektir.
B - Köy cocuklarimiza kisa zamanda pratik hayat icin lüzumlu bilgiyi verebilecek üc veya dört sömestirli köy okullari acilacaktir. Bunlarin, cocuklari yüksek ögretim derecelerine hazirlayan ilkokullardan ayri bir kip (tip) olarak kurulmasi planlanacaktir. Bu kip köy okullarinda, cocuklarin daha olgun yasta okumaya baslamalari ve okumanin arasiz devam etmesi ve bu isi Devletin, askerlik borcu gibi, siki tutmasi lüzumludur.
C - Ertik (meslek) ve zanaat okullariyla, zanaat gece okullari memleketin ihtiyacina yetisecek kadar arttirilacak ve lüzumlu kurslar acilacaktir.
D - Her il merkezinde ve ortaögrenimi memlekete yaymak esasi gözetilerek, gereken ilce bölgelerinde ortaokul bulundurmak lüzumuna kanigiz (kaniyiz). Ortaokullardan, uzak yerlerdeki yurt cocuklarinin rahat ve güvenlikle faydalanmalarini saglamak icin, talebeyi geceleri, para ile barindiracak örgütler meydana getirilmesine calisilacaktir. Bu okullarda icinde bulunduklari cevenlerle (cevrelerle) ilgili olan ertik (mesleki) bilgilerin verilmesine özenilecektir.
E - Liselerimizi, yüksekögrenime tam kapasiteli talebe yetistirecek surette her bakimdan pekistirip taplayacagiz (uygulayacagiz).
F - Üniversite ve yüksekokullarimiz kendilerinden beklenen sonuclari verebilecek tükellige (yetkinlige) cikarilacaktir. Üniversitelerin sayisini arttirmak fikrindeyiz.
43 - Az nüfuslu birkac köyü okutacak nomal (olagan) ilkokullarla, ayri kipteki (tipteki) köy okullari icin pratik yoldan yati evleri kurdurulur ve korunur.
44 - Güzel zanaatlara, hele müzige, devrimin yüksek anlayisina uygun bir surette önem verecegiz.
45 - Müzelerimizi zenginlestirecek kiymetteki tarih eserlerinin toplanmasina ve bu erge (amac) ile kazilar yapilmasina önem verilecek ve eski eserlerin siniflanmasina ve gerekenlerin, bulunduklari yerlerde iyi korunmasina özen gösterilecektir.
46 - Kitap, yayin ve kitapsaray isleri Parti icin önemlidir. Sehirlerde kitapsaraylar, kent ve köylerde okuma ev ve odalari kurmak ve arttirmak isteriz.
47 - Kültür ve egitim islerimiz, bugünün yarinin gösterdigi ve gösterecegi ihtiyaclara göre önden gören bir düzenle planlanacak ve bütün ögretim asamalari ile zanaat ve ertik (meslek) ihtiyaclari bu plana göre düzenlenecektir.
48 - Klasik okul yetistirmesi disinda, yigina, devamli ve Türkiye´nin ilerleyis yollarina uygun bir halk egitimi vermeyi uygun görürüz. Bu hizmet icin calisan halkevlerini devlet, imkan elverdigi kadar koruyacaktir.
49 - Parti, bir devrim müzesi kuracaktir. Bunu, halka devrim fikir ve duygularini asilamak icin etkin arac sayariz.
50 - Türk gencligi onu temiz bir ahlak, yüksek bir yurt ve devrim aski icinde toplayacak ulusal bir örgüte baglanacaktir. Bütün Türk gencligine sevk ve sihhatlerini, nefse ve ulusa imanlarini besleyecek beden egitimi verilecek ve genclik devrimi ve bütün erkinlik (bagimsizlik) sartlari ile yurdu korumayi en üstün ödev taniyan ve onlari, bu ödev ugrunda bütün varliklarini vermeye hazir tutan bir düsünüsle yetistirilecektir.
Bu ana egitimin tam sonuc vermesi icin, Türk gencliginin, bir yandan düsünmesi, karar verme ve girisim alma gibi yüksek basarim kuvvetleri gelistirilecek ve öte yandan, genclik, onu her zorlu isin basarilmasinda tek unsur olan siki disiplinin etkisi altinda calistirilacaktir.
Türkiye´de spor örgütü de bu esaslara göre düzenlenecek ve yürütülecektir. Yapilacak genclik örgütünün, üniversite, okullar ve enstitüler, halkevleri, toplu isci kullanan fabrika ve kurumlarla yukaridaki gayelere göre, is ve yönet birlikleri, düzenlenecektir.
Yurtta beden ve devrim egitimi ile spor islerinde biteviyelik (yeknesaklik) göz önünde tutulacaktir.
Okullarda, Devlet kurumlarinda ve özel kurum ve fabrikalarda bulunanlar, yaslarina göre, beden egitimi ile ugrasmak yükümü altina alinacaktir. Spor ve beden egitimi icin lüzumlu olan alan ve kurumlar meydana getirilecektir. Spor alanlari icin özel yönetgeler (idareler) ve sarliklar (belediyeler) ilgilendirilecektir.
51 - Parti, radiyoyu ulusun kültür ve siyasal egitimi icin en degerli araclardan sayar. Kuvvetli verici istasyonlari kuracagiz. Almaclarin (alicilarin) kolay ve ucuz elde edilmesine calisacagiz.Sinemanin ulusa faydali olmasini is edinecegiz.
52 - Ulusal opera ve tiyatro önemli islerimiz arasindadir.
ALTINCI KISIM
Sosyal hayat ve kamusal sihhat
53 - Türk sosyal hayatinda, aile esastir.
54 - Nüfusumuzu arttirmak ve gelecek nesli saglam ve gürbüz yetistirmek her zaman dikkatli güdülecek islerimizdendir.
55 - Sehir ve kentlerimizle köylerimizin sihhig sartlarini ve icilecek sularini fennig usullere göre düzeltmek ve köy evlerini iyilestirmek ve köylerimizin saglik bilgilerini yükseltmek icin programla calisacagiz.
56 - Parti´nin, cocuk hayati ve analarinin sihhati ile derin ilgisi vardir. Bunun icin calismalara asagidaki ana hatlar üstünde devam edecegiz:
A - Dogum evlerini arttirmak, Devletin hasta yurtlarinda ayrica dogum hizmetleri ayirtmak, parasiz dogum yardimlari saglamak ve cocuk bakimi ögretmek icin her ögretme aracindan faydalanmakla beraber, ilmig ebe ve baki kadinlarini cogaltmak.
C - Isci olan yerlerde isci analari ve cocuklarini korumak
57 - Kimsesiz cocuklar ve yardima ihtiyaci olan ihtiyarlar ve sakatlar ulusan atagligi (vesayeti) ve koruyuculugu altindadir.
58 - Iscilerin ve ailelerinin sihhig ve sosyal bakimdan ihtiyaclarinin saglanmasi ile ugrasacagiz. Hayatini calisarak kazanmak yükümü altinda bulunan kadinlar icin, is bölgelerinde kresler acmaga devam edecegiz.
59 - Sihhat islerinin Parti´miz icin ayral (müstesna) bir önemi vardir. Bu yoldaki calismalar, genel ihtiyac nisbetince ve devamli bir surette genisletilecektir.
60 - Sitma, verem, frengi, trahom gibi bulasik hastaliklarla savasa devam edecegiz.
YEDINCI KISIM
Ic, tüzel (adli) ve dis siyasa; isyarlar (memurlar), özgür ertik (meslek) sahibleri
61 - Bütün devrim sonuclarini, yurttaslarin tam güvenligini ve ulusal düzen ve yasavi (disiplini), ic ve tüzel örgüt ve kanunlari ile koruyan ve hicbir hadise veya etki karsisinda sarsilmayan bir hükümet otoritesi kurmak ve isletmek islerimizin temelidir.
62 - Nüfusumuzu arttirma prensibimizi taplarken (uygularken), yurtdisindan gelecek Türklere imkan olan her yardimi ve kolayligi gösterecegiz.
63 - Tüzel siyasamizda hak yerlerinin (mahkemelerin) kurulusu kanunu, halkin ihtiyacina ve memleketin asigina (cikarina) en uygun gelecek surette yapilacak ve tamamlanacaktir.
Inancali olan, basit, pratik ve süratli dava usullerini genisletecegiz.
Yüret (yürütme) ve bildirge islerinde istenen sonuclari süratli ve kolay olarak saglayacak tedbirler alacagiz.
Tutaklar ile kapsiklari (mahpuslari) ayirmaya ve hapisevlerini birer uslanma yeri haline getirmeye calisacagiz.
64 - Yurtta baris ve dünyada baris, baslica prensibimizdir.
65 - Ulusun yüksek asigini (cikarini) her vakit göz önünde tutarak bütün dikkatleri ile hayatlarini, hizmetlerine hasreden isyarlar (memurlar) her türlü baysallik (huzur) ve genlige (refaha)deger kazanirlar.
66 - Türkiye´de cins ve klas (sinif) fikirlerini yayma ve klas kavgasi ergesi (amaci) ile cemiyet kurulmayacaktir. Devlet, özel yönetgeler (yönetimler) ve sarbayliklarla (belediye baskanliklariyla) devlete bagli kurumlardan hizmet karsiligi aylik ve akti (ücret) alanlar bulunduklari isin sifat ve özlügü ile cemiyet kuramazlar.
67 - Talebe cemiyetleri adini tasiyan kurumlar, hicbir suretle siyasa ile ugrasamazlar ve hic bir suretle bulunduklari okulun, fakülte ve enstitünün yönetgesine karsi herhangi bir harekette bulunamazlar.
68 - Türk iscilerini ve esnafimizi, ulusun ana varligi icinde, o varlik icin kuvvet ve fayda verici yolda ve Parti programinin cercevesi icinde, örgütlemeyi is edinecegiz.
69 - Arsiulusal ergelerle (uluslararasi amaclarla) cemiyet yapilamayacagi gibi, kökü yurtdisinda olan cemiyetler kurmak da yasak olacaktir.
Uluslar arasinda beraberlik yapmakta Devletin fayda görecegi ergelerle (amaclarla) cemiyet kurmak veya kurulu olanlarin subelerini acmak icin Bakanlar Kurulu´nun karari lüzumludur.
70 - Isyar olmayan özgür ertik (serbest meslek) sahiplerinin ulusal Türk varligi icin lüzumlu ve faydali olan hizmetlerine, Parti deger verir. Bunlarin kapasite ve hizmetlerinin karsiligini görmeleri icin, calismalarini kolaylastirmak ödevlerimizdendir.
71 - Yeni Türkiye´nin hayatinda, köyü, her bakimdan önemli sayariz. Köylünün sihhat güleryüzlülügü, kültür ve devrim anlayisinda degerli ve ekonomik alanda varlikli olmasi bütün calisma kollarimiz icin önemli bir is olarak göz önünde tutulacaktir.
SEKIZINCI KISIM
Vatan Savgasi (savunmasi)
72 - Vatan savgasi ulusal ödevlerin en kutlusudur. Gereginde, bu ugurda canli cansiz bütün varliklarini ve kuvvet araclarini kullanmagi esas tutariz. Parti, askerligi bütün vatandaslara ayrasiz (istisnasiz) taplanmasi (uygulanmasi) esasini onamistir. Türk ordusu her türlü siyasal düsünce ve etkilerin üstündedir. Ordunun kendisine verilen yüksek ödevi her vakit basarabilecek erkte ve son teknik araclarla cihazlanmis olmasina özen veririz.
73 - Devletin yüksek kuraminin (teskilatinin) sarsilmaz temeli olan ve ulusal ülküyü, ulusal varligi ve devrimi kollayan ve koruyan Cumhuriyet ordusunun ve onun özverili ve kiymetli izdeslerinin (mensuplarinin), her vakit sayra (saygin) ve serefli tutulmasina özen gösteririz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

