12 Nisan 2014 Cumartesi

İSTANBUL’DAN ERGUVAN GEÇİYOR -- Nezahat Göçmen Yazilari

Sıraya girdi çiçekler, tıpkı mevsimler gibi…
Alımlı, fedakâr ve başarının peşinde koşan çiçek, erguvan
İstanbul aşığı
Lüksü sever çiçek,

Erguvan çiçekleri şöhreti sever. Nisanda İstanbul’undur. Erguvan, İstanbul’u, özellikle de İstanbul Boğazını bahar aylarında kendine has mor rengine büründürür. Bu müthiş manzarayı seyretmeye doyum olmaz.

Kupkuru bir dal nasıl çiçek açar diye insanın hayret ettiği, dalından çiçek açan erguvanlar, yapraklanmadan önce, doğum günlerini kutlarcasına mor çiçeklerini taç yaparlar İstanbul sırtlarına. Nisan ayı sonuyla mayıs ayı başında yalnızca birkaç haftalığına baharın müjdecisi kabul edilen morumsu pembe renkte açar çiçeklerini.

Erguvan rengi Bizans ve Hristiyanlığın önemli imgelerindendir. Bizans imparatorlarının kutsal rengidir aynı zamanda.
Bizans Döneminde; Erguvan moru Bizans hükümdarlarının kıyafetlerinde kullanılan bir renktir. Doğal yollarla üretilen en zor renk olduğu için, bir zenginlik ve güç belirtisidir. İmparator dışında hiç kimse mor pelerin takamazmış.
Hürrem Sultan’ın rengi ve kendisinden gelen giden mesajlar hep erguvan rengi keselerin için bulundururmuş.

Erguvan çiçeklerinin İstanbul Boğazına gelmesi, konaklaması, toprağın yeniden canlanmasını kutlamak gibidir.

Doğanın İstanbul’a hediyesi olan erguvan çiçekleri için bir şeyler yapılmalı…
Doğanın, insanların hayatında daima önemli bir rol oynadığı, zihinleri ve ruhları beslemenin dinamik bir temeli olmaya devam edeceği vurgulanmalı.  Milli kültürün korunması ve geliştirilmesine önem verilerek,  İstanbul’a özgü olan erguvan çiçeklerinin yaşatılması, korunması, dünyaya tanıtılması için en etkin aracı festivaldir.

Günümüz teknolojisi ile başı dönen çocuklarımıza, doğanın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini düşüncesi ile “İSTANBUL’DAN ERGUVAN GEÇİYOR” festivali düzenlenmeli ve erguvan çiçeklerine olan duyarlılıklarını arttırmayı hedeflenmelidir.  Japonya’nın kültüründe özel bir yeri olan, çiçeğe durduklarında tam bir cümbüş yaratan “Kiraz Çiçeği Festivali” gibi
Ayrıca çocuklarımıza, ülkemize özgü olan bu çiçeklerin farkında olmalarını da sağlamalıyız.

Doğanın bu hazinesinin korunması için önlemler alınmalı, erguvan zamanı doğan bebekler ve dünya evine  giren çiftler  için etkinlikler düzenlenmelidir. Erguvan çiçekleri açtığında bütün kız çocukları erguvan çiçekli taçlarını takmalılar.

Festival süresince diğer ülkelerde bulunan elçiliklerimiz ile iletişime geçilerek erguvan zamanında turizmin canlanmasını ve bu festivalin gelenekselleşmesi sağlanmalıdır.
Erguvanın taneli yapraklarının tıp alanında ve meyvelerinin çikolata yapımında kullanıldığı bilinmektedir. Erguvan çikolatalarının dünyaya tanıtılması da festival kapsamında olmalıdır.
Erguvanlar insanlar gibidir. Meyveleri olgunlaştıkça-  odunlaştıkça çok sayıda tohum barındırırlar geleceğe hediye etmek için.
Onların, İstanbul Boğazına olan aşkları  bir başkadır…
Erik ve badem gibi acele etmezler, yeryüzüne gelirken.
Hesaplıca  gelirler…
Doğanın sağladığı evrensel ilkelerle,
Erguvan, ışık ağacıdır. Renginin  güzellikleriyle kendilerinden geçen  romantiklerin mekanıdır. Sabah ve akşam serinliğini kaynatan semaverlerden bir bardak demli çay içilmeli, eflatun gölgeli erguvan ağaçlarının altında.

Bu kent ve erguvanlar her şeye layık.
Erguvanların;
Dinlediği müzik martı sesleridir…
En sevdiği yiyecekler mi?  Kuru, taze, kireçli balçıklı toprak .
İstanbul sırtları bu mevsimde bir başka güzel, mor salkımlı cıvıl cıvıl

İstanbul’un rengi seni seviyoruz… Gitsen de dönüşün muhteşem olacak biliyoruz…
Erguvanların her dönüşü, İnsan hayatında dönüm noktası teşkil edebilecek ve halkın can-ı gönülden katıldığı coşku dolu bir bayram olması dileğiyle…

Hiç yorum yok: